Çocuğun Velayeti Kaç Yaşında Babaya Verilir?

Velayetin anneye mi yoksa babaya mı verileceği sorunsalı her dönem tartışılmakta ve ilgi çekmektedir. Çocuğun gelişim süreci boyunca kimin yanında kalacağı son derece önemlidir. Gelişimine ve psikolojisine zarar gelmemesi için en doğru kararların alınması gerekmektedir. Velayet davası denince annelerin hakimiyeti biraz daha fazladır. Bu sebeple babaların birçoğu umutsuzluğa kapılmaktadır. Velayet davalarında annenin üstünlüğü bilinen bir gerçektir.

Bunun sebebi çocuğun doğası gereği annesine muhtaç oluşudur. Bu özellikle küçük çocuklar için geçerli bir durumdur. Fakat bazı noktalarda velayet babaya da verilebilmektedir. Velayetin anneye verilmesi sonucuna oranla daha az görülen bu durumun belirli sebepleri bulunmaktadır. Çocuk 0 ile 5 yaş aralığında olan bir bebek ise velayetin genellikle anne tarafına verildiği bilinmektedir. Bunun belirli sebepleri bulunmaktadır. Bu yaş grubundaki çocukların ihtiyaçları en iyi anneleri tarafından karşılanacaktır. Bunun dışında çocuğun yaş grubu büyüdükçe velayetin babaya verilme olasılığında artış görülmektedir. Çocuğun babaya verilme ihtimali 5 ile 12 yaş arası çocuklarda çok daha yüksektir.

Velayet hangi durumlarda anneye verilmez?

Velayetin babaya verilmesi durumu genellikle annenin yaptığı davranışlara ve hareketlere bağlıdır. Sadece 0 ile 5 yaş arası çocuklar değil diğer yaş gruplarında da velayetin anneye verilme ihtimali yüksektir. Fakat bazı durumlar velayetin babaya verilmesini gerektirecektir. Bunlardan ilki annenin çocuğun sağlığına ve psikolojisine zarar verecek hareketlerde bulunmasıdır. Bu durumda velayet kesinlikle diğer tarafa verilecektir. Bunun yanı sıra annenin çocuğa bakamayacak durumda olması ve sağlıksal açıdan problemler yaşaması da velayetin babaya verilmesi gerektirecektir. Tüm bu durumlarda velayeti babanın alması çocuğun sağlığı ve geleceği açısından önem taşımaktadır. Mahkemenin en dikkat ettiği nokta velayeti alacak ebeveynin istekleri değil çocuğun menfaatleridir. Çocuk hangi tarafta daha mutlu ve rahat olacaksa velayet o tarafa verilmektedir.

Velayet davalarında çocuğun fikrinin önemi

Velayet davlarında velayeti verilecek çocuğun fikirleri de oldukça önemlidir. Bu fikirlerin küçük çocuklardan alınması ihtimali söz konusu değildir. Bu nokta hakimler farklı noktalara dikkat ederek karar vermektedirler. Fakat çocuk 12 yaşını geçmiş ise konuşmaya hakkı olduğu düşünülmekte ve dava sürecinde fikirleri alınmaktadır. Anne ve babası ile söylediği sözler araştırılmakta ve onun fikirleri de dikkate alınarak bir karar verilmektedir. Tabi ki tek etken çocuğun düşünceleri ve söyledikleri değildir. Velayeti alacak kişinin gerekli yeterliliklere sahip olması da son derece önemlidir. Tüm bu veriler bir araya getirilmekte ve son karar bu şekilde verilmektedir.

Çocuğun Velayeti Kaç Yaşına Kadar Anneye Verilir?

Boşanma durumlarında sadece boşanan çift değil çocuklarda büyük oranda etkilenmektedir. Çocukların ebeveynlerinden daha çok etkilendiği ve psikolojik olarak yıprandığı boşanma işlemlerinin en zor kısmı çocuğun hangi ebeveyne verileceğidir. Her iki tarafta çocuğu almak istemekte fakat en doğru karar hakim tarafından verilmektedir. Çocuk velayeti durumlarında birçok faktör ön plana çıkmaktadır. Bu faktörlerden ilki ve en önemlisi çocuğun içerisinde bulunduğu yaş grubudur.

Velayetlerin genelde anneye verildiği bilinmektedir. Babaya verilen velayetlerde bulunmaktadır fakat daha yaygın olanı velayetin anneye verilmesidir. Bunun belli sebepleri bulunmaktadır. En önemli sebebi çocuğun annesine ihtiyaç duyması ve onsuz sıkıntı çekebileceğidir. Bu sebeple çocuk belirli bir yaş sınırına kadar direk olarak anneye verilmektedir. Çocuk 0 ile 3 yaş arası bebeklik döneminde ise çoğunlukla anneye verilmektedir. Tabi bu durumda annenin durumu da son derece önemlidir. Velayet yalnızca çocuğa iyi bakacağına inanılan annelere verilmektedir.

Çocuğun verileceği ebeveyn neye göre belirlenir?

Çocuğun verileceği ebeveynin seçimi için birçok unsur göz önüne alınmaktadır. Bunlardan ilki velayeti alacak anne ve babanın psikolojik ve ruhsal durumudur. Çocuğa zarar vereceği düşünülen kimselere velayet verilmeyecektir. Bunun dışında çocuğun yaşı da son derece önemlidir. Yaş grubu çocuğun anneye mi yoksa babaya mı verileceğini belirleyecektir. Yaş olarak çok küçük olan bebekler genellikle anneye verilmektedir. Fakat çocuk okul çağındaysa ve aklı eriyorsa onunda fikirleri alınmakta ve ona göre bir karar verilmektedir.

Çocuğun verileceği kişi seçiminde dikkat edilen bir diğer nokta ise maddi durumdur. Velayeti alacak kişinin çocuğa bakabilecek maddi özgürlüğe sahip olması gerekmektedir. Çocuğun sağlıklı ve güvenli bir ortamda yetişmesi son derece önemlidir. Tüm bu imkanları sağlayacak ve çocuğa iyi bakacak olan taraf bir adım öne geçecektir.

Nafaka Davaları ve Nafaka Avukatlık Ücreleri

Türk Medeni Kanunu içerisinde yer alan Aile Hukuku konuları kapsamındaki konulardan birisi de nafakadır. Nafaka genel anlam itibari ile çalışan ve belli bir geliri olan kişinin çalışmayan ve belli geliri olmayan boşandığı kişiye mahkeme tarafından verilen en az ücret anlamına geliyor.

Boşanma davalarında görülen nafaka hükümleri aynı zamanda bağımsız bir dava şeklinde de açılıyor. Nafaka konusu ister boşanma davaları içinde yer alsın, isterse ayrıca nafaka davası adı altında talep edilsin bu konuda avukatlık hizmeti almak mahkeme neticesinin daha olumlu sonuçlar ile sonuçlanmasını sağlıyor.

Kişilerin nafaka ile ilgili hükümler için nafaka avukatı ile çalışması dava süresince nasıl bir yol izlenmesi gerektiği konusunda önemli fikirler vermesi açısından oldukça önemlidir. Birçok kişi nafaka davası açmak istediğini ancak nafaka davası avukat ücretleri konusunda fikir sahibi olmadığını beyan ediyor.

Nafaka davası avukatlık ücretleri her yıl baro tarafından en alt tabandan belirlenerek kamuoyuna sunuluyor. Avukat ile nafaka talebi olan kişi arasında yapılan görüşmelerde avukatlık ücretlerinin nasıl ve ne şekilde ödeneceğine karar verilebiliyor.

Nafaka Talebi Hangi Hallerde Gerçekleşir?

Nafaka talebi boşanma davası sürerken bulunulabileceği gibi aynı zamanda boşanma davasının kesinleşmesinden sonra da ayrıca nafaka davası açılarak talepte bulunulabiliyor. Anlaşmalı ya da çekişmeli hangi boşanma davası olursa olsun karar kesinleştikten sonra mahkemenin dava süresince ön görmüş olduğu nafaka hükümlerinin yükseltilmesi gibi taleplerde bulunmak mümkün. Anlaşmalı boşanma davalarında protokolde yazan nafaka değeri dava sonrasında yetersiz gelmesi gibi nedenler ile nafaka davasına konu olabiliyor.

Nafaka hükümleri mahkemenin yapacağı ekonomik araştırmalar neticesinde hüküm verilerek artırılabiliyor. Bu süreçte nafaka avukatının oldukça büyük görevleri oluyor. Özellikle nafaka talep eden kişi de çocukların velayeti de var ise çocukların eğitim ve bakımları gibi konularda nafakanın artırılması talebinde bulunmak mümkün.

Özellikle boşanma sürecinin çok uzun sürmemesi için anlaşmalı boşanmaya giden taraflar boşanma gerçekleştikten sonra nafaka artırımı talebinde bulunuyorlar. Anlaşmalı boşanma davasında yer alan protokolde nafaka ile ilgili bir hüküm olsa da olmasa da çalışmayan ve belli bir geliri olmayan eş nafaka davası açarak nafakadan yararlanmak isteyebiliyor. Bunun için nafaka avukatı kişinin vekaletini alarak nafaka talebinde bulunmak için mahkemeye dava dilekçesi yazıyor.

Nafaka Taleplerinde Temyiz Süreci

Nafaka avukatı tarafından müvekkilinin talepleri doğrultusunda nafaka davası açıldıktan sonra mahkemenin yapacağı araştırmalara istinaden mahkemenin gerekçeli kararı bekleniyor. Mahkeme gerekçeli kararını taraflara tebliğ ederek 15 günlük temyiz sürecinin başlamasını sağlıyor.

Temyiz sürecinde üst mahkeme yerel mahkemenin kararını ve taraflardan birisinin ya da her ikisinin yapmış olduğu itirazı inceleyerek bu konudaki nihai kararını veriyor. Üst mahkemenin kararının kesin olması ve itiraz edilme özelliğinin olmaması nedeni ile bu kararlar kesin hüküm olarak taraflar tarafından yerine getirilmesi gerekiyor.

Boşanma Sürecinde Mal Paylaşımı

Mal rejimi medeni kanun açısından önem arz eden bir konudur ve çiftlerin mal varlığı idaresi ve tasfiyesi ile alakalı olan hak ve yükümlülükleri düzenlemektedir. Boşanma sürecinin hukuki sonuçlarından biri olma niteliğine sahiptir. Evlilik süreçlerinde çiftler aile bağları ve ortak hislerle hareket etmenin yanında ekonomik manada da ortak bir biçimde hareket etmektedirler. Çiftler arasında var olan söz konusu ortaklık boşanma durumunda ortadan kalkar. Boşanma süreci içerisinde mal paylaşımı uygulanırken taraflar arasında mevcut olan ortaklığın türü, boşanma sürecinin ve mal paylaşımı davalarının gündemini oluşturmaktadır. Bu duruma istinaden çiftlerin tabi bulundukları mal rejimi doğrultusundaki boşanma süreci esnasında mal paylaşımı yapılmaktadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu doğrultusunda çiftler arasında mevcut bulunan söz konusu ekonomik ortaklığın dört farklı nitelikte mal rejimi mevcuttur. Bu duruma istinaden başlamış olan boşanma süreci esnasında mal paylaşımı uygulaması yapılırken, paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, mal ayrılığı rejimi, mal ortaklığı ve mallara katılma rejimi seçenekleri arasından çiftlerin hangi tür mal rejimine tabi oldukları belirlendikten sonra söz konusu mal rejimi doğrultusunda mal paylaşımı işlemleri uygulanmaktadır.

Eşlerin evlilik sürecini gerçekleştirmeleri esnasında yukarıda belirtilmiş olan dört farklı nitelikte mal rejiminden herhangi birini tercih etme imkânları bulunmaktadır. Ayrıca çiftler kendi aralarında mal rejimi sözleşmesi yapabilme imkânına da sahiptirler.

 

Çiftler Arasında Uygulanacak Mal Rejimi Sözleşmesi

Evlilik kararı alan çiftler evlilik öncesinde veya evlilik hali gerçekleştikten sonra mal rejimi türü tercihi yapabilme imkânına sahiptirler. Eşler arasında mal rejim türü tercihi yapılırken düzenlenecek olan anlaşma mal rejimi sözleşmesi olarak ifade edilmektedir. Mal rejimi sözleşmesi için her iki tarafın katılımı ve imzası gerekmektedir. Kanunun evli çiftlere yönelik belirlemiş olduğu şartların uygulanmasıyla mal rejiminin geçerliliği söz konusu olmaktadır. Mal rejimi sözleşmesinin yapılabilmesi evlenme ehliyetine sahip olan ve ayırt etme kapasitesi bulunan şahıslar arasında mümkün olabilmektedir. Çiftlerden birinin 18 yaşın altında olması durumunun mevcut olması veya kanuni yönden kısıtlayıcı nitelikte bir halin söz konusu olması durumunda kanunen yasal olan bir temsilcinin onayı ile mal rejimi sözleşmesi gerçekleştirilebilmektedir.

Bir mal rejimi sözleşmesinin yasal bir niteliğe sahip olabilmesi için yasaya uygun biçimde düzenlenerek hazırlanmış olması gerekmektedir. Mal rejimi sözleşmesi yazılı bir biçimde ve noter onayı alınarak yapılmasının mümkün olduğu gibi noter tarafından hazırlanarak yapılabilmektedir. Çiftlerin mal rejimi sözleşmesini kendi aralarında belirleyerek düzenlemeleri halinde evlenme akdinin yerine getirilmesi sırasında durumun belirtilmesi gerekmektedir. Evlilik akdinin gerçekleştirilmesi esnasında mal rejimi sözleşmesi yapıldığının bildirilmemesi halinde yasal mal rejimi çiftler tarafından tercih edilmiş olarak kabul görür. Kanuni mal rejimi 4721 sayılı Medeni Kanun kapsamında edinilmiş mallara katılma rejimi olarak düzenlenmiştir.

Mal rejimi sözleşmesi iki farklı türde yapılabilmektedir. Birinci tür mal rejimi sözleşmesi noter tarafından düzenlenmiş olanıdır. İkinci türdeki mal rejim sözleşmesi ise çiftler arasında düzenlenmiş olan mal rejimi sözleşmesinin noter tarafından onaylanması ile yapılabilmektedir. Bu konuda noter tarafından düzenlenmiş olan mal rejimi sözleşmesinde noter çiftlerin isteklerini dinleyerek tarafların beklentileri doğrultusunda bir anlaşma hazırlığı gerçekleştirir. Çiftlerin kendi aralarında yapmış oldukları sözleşme ise noter taraflarca hazırlanmış olan söz konusu sözleşmenin hukuki yönden uygun olması halinde mevcut olan sözleşmeye onay verir. Her iki sözleşme geçerlilik yönünden bir farklılık söz konusu olmaz.

 

Mal Rejimi Türleri Hakkında Bilgiler

2002 tarihinde yürürlüğe giren Medeni kanun kapsamında yasal niteliğe sahip olarak belirlenmiş mal rejimleri mevcuttur. Bunlar; Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi türü, Edinilmiş olan Mallara Katılma Rejimi türü, Mal Ayrılığı Rejimi türü ve Mal Ortaklığı Rejimi türünden oluşmaktadır ve yasal olarak herhangi bir rejim tercihinde bulunmak mümkün olabilmektedir. Boşanma sürecindeki taraflar eğer mevcut mal rejimlerinden herhangi birini seçilmemişler ise bu durumunda” Edinilmiş mallara katılma” rejimine tabi olurlar.

 

Mal Rejiminin Tasfiyesi

Mal rejimi tasviyesi, söz konusu olan mal rejimi sözleşmesinin sonlanması sonrasında ve mal rejimi sözleşmesinin türü doğrultusunda çiftler arasındaki mevcut malların tasfiyesi bir başka anlatım ile mal rejimi tasviyesi mal rejimine tabi olan malların mal rejim türüne uygun olarak taraflar arasında dağıtılması ile gerçekleşmesidir.

 

Mal Rejimi Tasviyesi Davası

Mal rejimi sonlandıktan sonra Mal rejimi tasviyesi davası açılır. Boşanma davası süreci içerisinde mal rejimine yönelik herhangi bir tasfiye işlemi gerçekleştirilmez. Mal rejimi tasviyesi boşanma sürecinin bitmesinden sonra gündeme gelen bir dava olma niteliğine sahiptir.

Boşanmada Erkek Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Boşanmalarda Velayet Sorunu

Çiftler arasındaki boşanma davalarının en çekişmeli konusu çocukların velayetidir. Boşanan çiftler çocukların velayetini alma konusunda kıyasıya mücadele etmektedirler. Velayet kararı verilirken dikkate alınan en önemli husus, çocuğun menfaatidir. Velayet kararı verilirken çocuğunun gelişimi ve geleceği göz önüne alınarak, çocuğun en iyi hangi ebeveynde yetişebileceğine karar verilir. Ayrıca çocuğun yaş durumu da göz önünde bulundurulan velayet süreçlerinde, sağlıklı bir boşanma süreci yürütmek çocuğun geleceği için çok önemlidir.

Boşanmada Erkek Çocuk Velayeti

Türk Medeni Kanunu gereği, kadın ve erkek eşit haklara sahip olduğundan boşanma süreçlerinde de erkekler ve kadınlar aynı haklara sahiptirler. Kamuoyunda boşanma davalarında erkek çocuğun babaya, kız çocuğun ise anneye verildiği gibi bir genelleme yapılsa da, herkes eşit haklara sahip olduğundan velayet işlemleri de ayrım gözetmeksizin yapılır. Uygulamada velayet işlemlerinde çocuğun yaşı ve geleceği dikkate alınır.

Ayrıca çok çocuklu davalarda çocukların bir ebeveynde toplanması da tercih edilebilmektedir. Bu işlemin mümkün olmaması halinde ise başka alternatifler uygulanabilmektedir. Buna ek olarak, anne sevgisine muhtaç bebeklerin de anneye verilmesi uygulanan bir işlemdir. Fakat bu işlemlerde de cinsiyet ayrımı yapılmamaktadır.

Velayet Davası Hakkında Bilgiler

Anayasaya göre çocukların anne ve babaya aittir. Ancak velayetin iki tarafta olması durumu evliliklerde geçerlidir. Şayet evlilik biterse, mahkeme tarafından çocuk veya çocukların velayet hakkının kime verileceği belirlenmektedir. Kısacası velayete, çocuğun hakları diyebiliriz.

Velayet Hakları Hangi Şartlarda Kime Verilir?

Velayet davası, boşanma süreci aşamalarındadır. Velayet davası sürerken çocuğun yaşının önemi büyüktür. Eğer çocuğun yaşı küçükse, velayet hakları genel itibariyle anneye verilir. Verilen bu kararda çocuğun sevgi ve şefkate olan ihtiyacı anneye bağlı olduğundan gerekçe olarak gösterilebilir.

Velayet davasında çocuğun yaşı 3 ve altındaysa şartlar ne olursa olsun velayeti annesine verilir. Yapılan psikolojik değerlendirmeler neticesinde 3 yaşına kadar çocukların, mutlak olarak annelerine ihtiyaç duydukları tespit edilmiştir. Bu tespit neticesinde hakim kararını bu yönde vermektedir. 3 yaşın altında velayetin babaya verilmesi, çok aksi durumlar olduğu sürece olur.

Velayet Davası

Velayet davası, iki eşin herhangi birinin boşanma isteğiyle açılan davadır. Boşanma için, mahkemeye verilen dilekçe yeterlidir. Bu dilekçe verildikten sonra boşanma süreci başlar. Boşanma süreci devam ettiği esnada çocuğun velayeti de boşanma davasına konu olur.

Velayet Babaya Verilebilir Mi?

3-7 yaş aralığında olan bir çocuğun babaya verilmesi zordur fakat aksi durumlar olursa verilebilir. Bu aksi durumları şöyle listeleyebiliriz.

– Annenin çocuğuna zarar verdiği tespit edilmesi sonucunda velayet babaya verilir.
– Annenin çocuğa bakmakta yetersiz kalması. Problemli bir kişiliğe sahip olması.
– Annenin sağlık durumunun çocuğa bakmakta yetersiz kalması.

Diğer bir durum ise çocuğun 12 yaşından itibaren seçme hakkına sahip olmasıdır. Çocuk eğer 12 yaşını doldurmuş ise velayetinin kimde olacağını seçebilme özgürlüğüne sahiptir. Eğer 12 yaşını doldurmamışsa mahkeme tarafından tutulan raporlar doğrultusunda karar verilebilir. Bu kararlar mahkemenin öz iradesine dahildir.

Velayet Davası Avukatı

Velayet davasında avukatların deneyimleri önemlidir. Nitekim velayet almak isteyen tarafta hazırladığı raporlara göre sonucu değiştirebilir. Velayet davası avukatı, gerekli planları yaparak dava sürecinde gerekli olan tüm evrakları hazırlar ve mahkemeye sunar. Bu konuda tutulacak avukatın, belgeleri nasıl hazırladığı, nasıl savunma yapacağı da mahkemede karar aşaması için önemli sayılır.

Anlaşmalı Boşanma

Evli olan çiftlerin aralarında maddi manevi tüm konularda uzlaşmaya giderek evliliği sonlandırma kararına varmalarına anlaşmalı boşanma denir. Türk Medeni Kanununun 4721 sayılı kanununda yer tüm maddeleri taşıyan ve yerine getiren evli çift anlaşmalı olarak boşanabilir. Kanunun sunduğu şartlara sahip olmayan çiftlerin mahkeme sürecindeki davası anlaşmalı değil çekişmeli dava olarak yürütülür. Anlaşmalı boşanma çiftlerin en kısa sürede boşanmasını sağlayan bir boşanma şeklidir.

Boşanmak isteyen çiftin öncelikli olarak yapması gereken bir avukat tutup boşanma sebeplerini, isteklerini, beklentilerini anlatıp avukat yardımı ile boşanma dilekçesi oluşturmaktır. Bu süreçte avukat tutmak şart değildir fakat sürecin sağlıklı ilerlemesi ve yasal haklarınızı savunabilmeniz için avukat tutmak faydalı olacaktır. Boşanma davalarını üstlenen mahkeme Aile Mahkemeleridir. Eğer bulunulan yerde Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemelerinde davayı açabilmeniz mümkündür. Anlaşmalı boşanmada dikkat edilmesi gereken protokoller vardır.

Evlendikten sonra alınan malların paylaşımının ne şekilde olacağı, boşandıktan sonra ödenmesi gereken tazminat ve nafaka parasının olup olmayacağı konusunda uzlaşma, eğer çocuk var ise çocuğun velayetinin kime verileceği, velayeti almayan tarafın çocukla iletişiminin ne şekilde sağlanacağı gibi konularda çiftlerin uzlaşması gerekir. Aksi takdirde dava mahkeme tarafından uzatılabilir ya da dava reddedilebilir. Boşanma davasının mahkeme tarafından reddedilmesi durumunda çiftlerin yeni bir dava açabilmesi için aradan 3 yıllık bir sürecin geçmiş olması gerekir. Anlaşmalı boşanma sürecinde tüm hukuki şartları yerine getiren çiftler 3 ay içerisinde boşanabilirler. Bu süreçte önemli olan nokta çiftlerin anlaşması ve uyulması gereken şartlardır.

 

ANLAŞMALI BOŞANMA ŞARTLARI

Anlaşmalı olarak boşanmak isteyen çiftin en az 1 yıl evli kalmış olması kanunen en önemli maddelerden birisidir. Eğer evlilik 1 yıldan daha kısa süreli ise anlaşmalı boşanma davası açılamaz ve süreç uzar. Anlaşmalı boşanmada çiftlerin davaya katılma zorunluluğu vardır. Bunun sebebine gelecek olursak eşlerin anlaşmalı boşanmaya uygun olup olmadıklarını davayı yürüten hakimin birinci ağızdan duymak istemesidir. Anlaşmalı boşanma şartları olarak baktığımızda bir diğer önemli madde ise eşlerin maddi, manevi tüm haklar üzerinde uzlaşmaya vardıklarını beyan etmeleridir. Bu madde anlaşmalı boşanma için çok önemli bir yer teşkil etmektedir.

Bütün bu gereklilikleri yerine getiren bir çift mahkeme süreci uzamadan tek celsede boşanabilirler. Toparlayıp özetleyecek olursak; boşanmak isteyen çiftlerin mahkeme sürecinde aldığı kararlar, birbirleriyle uzlaşmaya varmaları, boşanma sebeplerini anlaşılır bir şekilde avukata beyan etmeleri, sabırlı olmaları, boşanmanın da evlilik kadar doğal bir olay olduğunu kabul etmeleri, anlaşmalı boşanma şartları ile ilgili bilgi edinip buna göre davranmaları, istikrarlı davranmaları anlaşmalı boşanma süreci açısından çiftler için olumlu sonuçlar doğuracaktır.

Anlaşmalı Boşanma Durumu

Adı da üzerinde olduğu gibi anlaşmalı boşanma çiftler arasında her iki tarafından bir takım durumları ortaya koyup karşılıklı olarak kabul ettikleri bir boşanma şekildir. Bu tür boşanma durumunda çiftler her konuda ortak bir görüş almaktadır. Her iki taraf da maddi ya da manevi olarak bir karar varmışlar ve daha sonra da yapılan bu anlaşmanın yanı sıra boşanmak istediklerini kadın da erkek de beyan eder. Bu da anlaşmalı bir boşanma olarak kayıtlara geçer.

 

Anlaşmalı Boşanma Şartları

Her ne kadar her iki taraf da bir takımı şeyleri kabul edip anlaşmaya razı olsalar da, yine de mahkeme tarafında 4271 sayılı kanuna göre bir takım şartlara uymak neticesinde boşanabilmektedir. Mahkeme tarafından bu şartlar eğer yerine getirilmemiş görünür ise o zaman boşanma hiçbir şekilde gerçekleşmez.

İlk olarak eğer bir çift anlaşmalı boşanma için karşılıklı olarak bir karara varmış olsalar bile eğer bir yıldan daha az bir süredir evli iseler o zaman her hangi bir şekilde boşanma davası açamamaktadırlar. Bunun için bir yıldan fazla bir süre evli kalmak gerekmektedir.
Boşanma için bir protokol imzalanması gerekmektedir. Bu da karşılıklı olarak maddi ya da manevi bir şekilde boşanmayı kabul ettiklerine dair bir belge olarak mahkemeye sunulur. Eğer bu protokol imzalanmaz ise o zaman mümkün olmaz. Elbette belki de en önemli durum tarafların mahkemeye gelmesidir. Karşılıklı olarak yapılan protokol anlaşmasının hâkim tarafından teyit edilmesi için her iki tarafın da mahkemede olması gerekmektedir.

 

Anlaşmalı Boşanma Davası Açma

Bunun için öncelik olarak boşanma dilekçesi alıp bunun mahkemeye iletmelidirler. Bilindiği üzere anlaşmalı boşanma şekli en kısa süreli boşanma usulü olarak bilinmektedir. Bu noktada boşanma davalarına bakan mahkemeler genel olarak aile mahkemeleri olmaktadır. Dava açılırken eğer kişiler son altı ay içerinde ayı yerde ikamet ediyorlar ise o zaman bunun için o bölgedeki ailede mahkemesine başvuru yapması gerekmektedir. Fakat eğer altı aydan fazla bir zamandır değişik yerlerde ikamet ediliyor ise o zaman bunun için davayı hangi taraf açmış ise oradaki aile mahkemesine başvuru yapılır ve dava orada görülür. Çekişmeli bir davaya göre daha çabuk bir zaman içerisinde son bulan anlaşmalı dava çeşitleri ile herkes çok kısa bir süre içerisinde boşanabilir. Bunun için bir süre verilecek olursa eğer 1 ila3 ay arasında değişen bir süre içerisinde son bulmaktadır. İyi bir avukat ile bu süreler kısaltılabilmektedir.

Çocuk Velayeti Kaç Yaşına Kadar Anneye Verilir?

Velayet, çocuğun haklarının yalnızca bir ebeveyne ait olması durumudur. Velayet işlemleri genellikle boşanma gibi durumlarda devreye girmektedir. Anlaşmalı boşanmalarda velayet işlemleri de anlaşmalı olarak yapılabilmektedir. Velayet için her iki tarafta istekli ise o zaman iş tamamen mahkemeye kalmaktadır. Velayetin kime verileceği çoğu zaman bellidir. Fakat istisna oluşturan durumlarda değişiklik gösterebilmektedir. Peki, çocuk velayeti kaç yaşına kadar anneye verilir? Velayet konusunda anneler her zaman bir adım öndedir.

Çocuğun gelişimi annenin yanında iken çok daha sağlıklı bir şekilde ilerleyecektir. Tabi ki bu durum anneden anneye farklılık gösterecektir. Çocuğun velayeti herhangi farklı bir durum olmadığı müddetçe anneye verilecektir. Bu durum özellikle henüz kendi kendine beslenemeyen ve dış yardımlara ihtiyaç duyan bebekler için geçerlidir. Bu tarz ufak bebekler için en güvenli yer annelerinin yanı olacaktır. Bu sebeple birçok mahkeme bu yönde karar almaktadır. Çocuk 7 yaşından küçük ise büyük ihtimalle anneye verilecektir. Çocuğun daha büyük olması durumunda ise işler değişecektir. 12-18 yaş aralığındaki akılları eren erişkin çocuklardan fikir alınması ve o doğrultuda kararlar alınması gerekecektir.

 

Çocuğun pedagojik kontrolden geçirilmesi

Çocuğun pedagojik kontrollerden geçirilmesi oldukça önemli bir detaydır. Bu durum erişkin sayılan daha büyük çocuklar için geçerli bir durumdur. Bu noktada çocuğun fikirleri ve düşünceleri alınacak ve mahkemeye iletilecektir. Pedagog eşliğinde yapılan bu kontroller çocuğun psikolojik ve ruhsal durumunu ortaya koyacaktır. Bu noktada çocuğun istekleri de değerlendirilecek ve velayet ya anneye ya da babaya verilecektir. Velayetin babaya verilmesi durumu ancak bu tarz kontroller sonrası mümkündür. Küçük çocuklarda aksi bir durum olmadığı müddetçe velayet anne tarafına verilecektir.

 

Velayet değişikliği gerektiren durumlar

Velayet değişikliği denen durum velayetin bir ebeveynden alınıp diğer ebeveyne verilmesi durumudur. Bu durumun gerçekleşmesi o kadar kolay değildir ve yeniden dava açılması gerekecektir. Bu nokta velayeti alan taraf çocuğa iyi bakamıyorsa ve çocuk halinden memnun değil ise diğer ebeveynin dava açması olumlu olarak karşılanacaktır. Bu noktada tüm değerlendirmeler yeniden yapılacak ve yeni bir karar alınacaktır.

Boşanma Davalarında Çocuğun Velayetine Nasıl Karar Verilir?

Velayet nedir, öncelikle velayeti açıklayalım. Evliliklerini anlaşmazlıklar sonucu bitirmeye karar veren eşlerin karşılaştıkları en büyük sorun çocuğun velayetinin kime verileceği konusudur. Velayet bir temsil şekli olarak çocuğu korumak, bakım ve gözetimini üstlenmek, çocuğun üstünde söz hakkı olması ve yetiştirmek gibi çocuğun üzerinde olan, anne ve baba tarafından kullanılan hakların tümüne velayet denilmektedir. Anne ve baba tarafından evlilik süresince birlikte kullanılan velayet hakkı, boşanma sonucunda sadece bir kişiye verilir. Velayetin verilmediği diğer eş ile çocuk arasında da belirli zamanlarda görüşme ilişkisi mahkeme tarafından verilmektedir.

 

Çocuğun Velayeti Kime Verilir?

Çocuğun velayetinin kime verileceğine hakim karar vermektedir. Bir pedagog eşliğinde çocuk gözetim altına alınarak hal ve hareketlerine bakılır. Yapılan psikolojik değerlendirme ile anne ve babanın ekonomik durumu, iş sahibi olup olmadığı göz önüne alınarak karar verilir.
Çocuğun yaşı küçükse ve anneye ihtiyacı varsa velayet anneye verilir. Türk Hukuku Kanunu’na göre boşanma davalarında çocuğun velayeti 6 ile 7 yaşına kadar anneye verilir. Çocuğun anne şefkatine en çok ihtiyaç duyduğu yaşların o yaşlar olduğu belirlenerek bu yönde karar verilir.